Eğitim Sistemimiz

29 Ocak 2018
Eğitim Sistemimiz

Ülkemizdeki Eğitim Üzerine

Bir ülkenin en önemli kaynağı, insan kaynağıdır. Bir ülke insanını ne kadar iyi yetiştirirse ülke bir o kadar güçlü olur. İnsanın nasıl yetiştirilmesi bilimsel ve akademik çalışmanın yanı sıra bir o kadarda bireysel farklılıklar ve bölgesel farklılıkların kişinin eğitiminde göz ardı edilmemesi gereken metriklerdir. Çünkü çok kültürlü geniş bir coğrafyaya sahip ülkemizde bu dikkate alınması gereken bir unsurdur. Türkiye’deki eğitim sisteminde çok fazla sorun olmasına rağmen bence en önemli sorun, kamuoyunda bunun gündem olmaması en büyük sorundur.



Önce Anne-Baba Eğitilmeli
Öğrenciyi yetiştirecek öğretmen nasıl eğitim alıyorsa çocuğu yetiştirecek anne ve baba eğitime tabi tutulmalı. Aksi takdirde kişi kendi anne babasın veya çevresindeki anne-babalardan gördüğü yaptığı tüm yanlışları kendi çocuğunda deneyecek ve yanlış yaptığını çok sonra anlayacaktır. Üç yaşına kadar bir çocuğun tüm kişiliği oturuyor ise önlemler erken alınmalı. İlk üç yılda yapılacak yanlışlar, çocuğun tüm hayatında onarımı imkânsız davranış bozukluklarına sebep olabilir.

Eğitim Sistemi Sorunu
Eğitimin bir sistemi olmalı. Sistem değişikliğinin sebebi değişen ve gelişen şartlar ve teknolojik gelişmeler olmalıdır. İşte ülkemizin en büyük sorunu da tam burada başlıyor. Maalesef günümüz şartlarına uygun, çağdaş bir eğitim sistemimiz yok. İşbaşına gelecek hükümetlerin siyasi beklentilerden uzak, hükümetler değişse bile değişmeyecek bir ulusal eğitim politikası derhal hayata geçirilmelidir. Maalesef var olan eğitim sistemimiz günümüzde çocukların ve gençlerin beklentilerini karşılayamamakla beraber her yıl yeni bir sınav sistemi yeni düzenlemelerle değişikliklerle çocuklarımız eğitim modelleri laboratuvarında deneme tahtalarında birer kobay olarak kullanılmaktadır. Eğitim sistemlerini çok uzun yıllar önce kuran ve bugüne kadar eğitim politikalarında yapısal değişikliğe gitmeyen eğitimde başarılı ülkelerin başında gelen Almanya, Finlandiya İngiltere’de ve benzeri gelişmiş ülkeler örnek alınmalıdır.

Ulusal eğitim politikasının olmaması değişen hükümetin milli eğitim bakanı bir yana, aynı hükümetin bakanı bile değiştiğinde önceki bakanın sistemini değiştirmektedir. Hatta aynı bakan bile kendi getirdiği bir sistemi başarısız diye kaldırmaya çalışmaktadır. Tümüyle politik kaygıların neticesinde alınan kararlar eğitim sistemini, sistemsiz bir eğitime taşımaktadır.

Sekiz yıllık eğitim kararı ne kadar siyasi bir karar ise, 4+4+4 sistemi de bir o kadar siyasi bir rövanş kararı niteliğindedir. 4+4+4 kararı çok kısa bir sürede alındı. Ne okulların fiziki yapısı, ne öğretmen sayıları, ne de öğrenciler bu yapısal değişikliğe hazır değildi. Oldu bitti kararları ile alınan bu sistemin sıkıntıları devam etmektedir. Sıkıntılar elbette bitecek ama bu süreçteki olumsuzluklardan eğitimin tüm katmanları ve en çok ta öğrenciler olumsuz bir şekilde etkilendi.

Gerekirse birkaç yıl tartışılacak eğitimin tüm katmanlarını içine alan başta milli eğitim bakanlığı, üniversiteler, sendikalar, dershaneler, özel okullar, devlet okullarından akademisyenler, öğretmenler, öğrenciler, hatta muhalefet partilerinden uzman kişilerden oluşan geniş katılımlı ,siyasi kaygılardan uzak, bilimsel bir bakışla çok tartışarak uzun yıllar ülkeyi hedeflenen noktalara götürecek bir sistem oluşturulmalı. Bu sistem hükümetler değişse bile yasalarla güvence altına alınıp sık sık değiştirilmesine izin verilmeyecek bir statü kazandırılmalıdır. Bu konun ciddiyeti karar vericilere anlatılmalı sonradan da bir yol haritası belirlenmelidir.

Sınıf Öğretmeni Sorunu
Sınıf öğretmenine pozitif bir bir ayrımcılık yapılmalıdır. Sınıf Öğretmeni, çocuğa ilk eğitimi verdiğinden çocuğun kişisel ve ruhsal gelişmesinde büyük rol model olmaktadır. Bu nedenle kritik görev ve sorumluluğu vardır. Sınıf öğretmenlerinin moral ve motivasyonu üst seviyede tutulmalı her türlü maddi ve manevi desteler sunulmalıdır. Başarılı ve başarısız öğretmen ölçülmelidir. Başarılı öğretmen ödüllendirilmelidir. Ör. Merkezi sınavlara giren öğrencilerin başarısı öğretmenin başarısını ölçmekte en büyük ölçüm aracıdır. Başarılı bir sınıf öğretmeni ya topluma 30-40 faydalı birey, ya da toplumun başına musallat olan 30-40 canavar yetiştirecektir.

Ekonomik zorluklardan ötürü çalışmak zorunda kalan 25 yıl veya daha fazla sınıf öğretmenliği yapan öğretmenlerin sayısı hayli fazladır. Küçük çocuklarla mütemadiyen ilgilenen bir öğretmenin yaşı gereği enerjisi, sabrı ve verimliliği her geçen gün düşeceği kesindir. Hele 30 yıllık bir öğretmenin birinci sınıf okutulduğu düşünülürse sadece kendisine değil, ders anlattığı o körpecik çocuklara da verimli olmayacağı kesindir. Bu sebeple emeklilik için sınıf öğretmenlerine erken emekli olma kolaylığı sunulmalıdır.

Okul Saati
Gelişmiş veya gelişmemiş dünyanın hiçbir ülkesinde 5-6 yaşındaki çocuklar sabahın altısında havanın karanlığında evlerin kapısında servis beklemez. Saat 06:00 kapıda servis beklemek için saat 05:30 ta yani kışın karanlıkta o minikleri uyandırmak gerekiyor. Dolaysı ile çocuk ilk iki dersi uyuyarak geçiriyor. Yeni yapılan sınıf sayıları artan hızlı nüfus oranına hiçbir zaman yetişmedi. Sınıf mevcutları ideal sayının çok çok gerisindedir. Doğuda bu durum daha da vahimdir. Tüm okullarda derhal ikili öğretime geçilmelidir.

İlköğretimlere Bütçe
Yıllardır ilk ve ortaokullara kendi harcayabileceği tek bir kuruş ödenek verilmemektedir. Sadece temel ihtiyaçlar (ısınma, barınma,elektrik,su ) temin edilmektedir. Zorunlu bağış yasaklandığına göre,okulun temizliği, kırılan camları, tebeşir ihtiyacını bir okul müdürü hangi para ile temin edecek? Birçok okulda öğretmenler her ay dilenci gibi öğrencilerden aidat toplamaktadır. Sınıfa akıllı tahta, öğrenciye tablet veren milli eğitim tebeşir için para vermemesi abes ile iştigaldir.

Devlete bağlı ilkokullarının harcayabileceği özel bütçesinin olmamasından dolayı okulun çevresinin ve koridorlarının pislik içinde olmasını da beraberinde getiriyor. Yolunuz düşerse özellikle doğuda bir devlet okulunun öğrenci lavabosuna gidip bakmak her şeyi daha iyi anlatacaktır. Her ilköğretim okuluna harcamada inisiyatifi idareciye bırakacak bir bütçe verilmelidir.

Orta öğretimde Yaşanan Sorunlar
Müfredat ve eğitim sistemi günümüz gençlerinin ilgisini çekmemektedir. Başarı maalesef tabana yayılmayıp çalışma azmi olan öğrenciler kendi istekleri ile çalışıp dereceler almaktadır. Geniş bir başarısız kitle her geçen gün artmaktadır. Bir taraftan soran sorgulayan bir gençlik istemekteyiz, diğer taraftan tek düze bir eğitim modeli gençleri dar bir çerçevede eğitime tabi tutmaktayız. Orta öğretimde ders anlatış yöntemleri ve ölçme değerlendirme gözden geçirilmelidir. Öğreniciyi, eğitim almak zorunda kalan,iyi not almak zorunda olan, birey olmaktan kurtarıp , kendi isteği ile araştıran, okuyan eğitimden keyif alacak bir öğrenci modeli yetiştirmemiz gerekmektedir. Bunu nasıl yapılacağı konusunda araştırmalar ve projeler geliştirilmelidir. Ülkede bir çok sınıf ortamında öğrencinin katılımı ile ders işlemek hayal olmuştur.

İdareci Atamaları Sorunu
Son yıllarda yapılan idareci atamaları, atama yapılan kişinin ehliyetinden çok siyasi görüşüne bakılmaktadır. Hukuktan uzak olan bu durum iktidara gelen bir hükümetin aynı şeyi yapmasını beraberinde getirecektir. Bir idarecinin atanmasında tek yol hakkaniyettir. Bu da ancak sınav ile olmalıdır. Siyasi kaygıları öne sürerek liyakat ve kariyeri esas almayan tamamen sübjektif olan mülakat esasına dayanan atamalar eğitim camiasını ötekileştirmiştir.

Bir öğretmen yıllarca matematik eğitimini alıyor. Sonradan hiç eğitim almadığı idareci koltuğuna geçiyor. Hem aldığı matematik eğitimi boşa gitmekte hem de yapacağı müdürlükte tecrübesiz bir şekilde görevi yerine getirmeye çalışmaktadır. Oysa ki, Ülkemizde okul sayısı on binleri bulmaktadır. Dolaysı ile bir o kadar da idareciye ihtiyaç duyulmaktadır. İdareci olmak isteyen kişiler üniversitelerde açılacak eğitim yöneticiliği bölümünü tercih eder, burada hem yöneticilik kabiliyetini hem de mevzuatı tam olarak öğrenir. Sonra eğitimi iyi anlaması için bir iki yılda seçeceği bir branşta derse girerek öğretmenlik tecrübesini kazanır. Sınavla önce müdür yardımcılığı sonra yine sınavla okul müdürlüğü yapmalıdır. Alın size hem adalet hem liyakat.

Saygılarımla.

Hasan Çankaya

Bilişim Teknolojleri Rehber Öğretmeni